İstanbul’un dondurucu sonbahar rüzgârı Cihangir’in dik ve dar sokaklarından süzülüp Sıraselviler Caddesi’ndeki asırlık binaların pencerelerinde uğuldarken, Taksim yakınlarındaki köklü bir lisenin son ders zili çaldı. On yedi yaşındaki Selin, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe kabanının önünü sıkıca kapatıp ağır ders kitaplarıyla dolu çantasını omzunda düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Cihangir’deki şirin kafelerde oturup sıcak salep içme davetlerini nazikçe geri çeviren genç kız, adımlarını Sıraselviler Caddesi üzerinde yer alan, XIX. yüzyıldan kalma üç katlı tarihi kargir bir binanın zemin katındaki uluslararası antika tekstil ve saray kumaşları arşiv acentesine doğru hızlandırdı.
Selin, altı ay önce babasını Tophane’deki tarihi bir ahşap konağın restorasyon iskelesinden düşerek hayatını kaybetmesi sonucu ailesinin tüm geçim sorumluluğunu üstlenmişti. Tarlabaşı’nın rutubetli ve dar sokaklarındaki kiralık bodrum katın masraflarını ödemek, kronik astım hastası annesinin buhar cihazı masrafları ile ilkokula giden küçük kız kardeşinin okul giderlerini karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve antika kumaş envanter tescil kayıt görevlisi olarak çalışıyordu.
Acentenin içi; doğal kök boya kokuları, antika ipek koruyucu kimyasallar, Osmanlı dönemi saray kumaşı paftaları ve yüksek hızlı geniş format tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı kurumsal, şık ve son derece yoğun bir mekândı. Selin’in görevi; Paris, Lyon ve Floransa merkezli tekstil miras enstitülerinden gelen XVIII. yüzyıl Osmanlı ipekli ve kadife dokumalarına ait lif yaş tayini ve korozyon raporlarını sisteme girmek, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu onay dosyalarını klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak nem test belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında katalog kodlarını doğrulamaktan gözleri kurur, şık görünmek zorunda olduğu topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev arşiv klasörlerini raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Selin’in en büyük arzusu ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nü kazanıp İstanbul’un zengin tekstil ve dokuma mirasını koruyan uzman bir akademisyen-restoratör olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmecede YKS Eşit Ağırlık özet kartları ile Sanat Tarihi-Edebiyat ders föyleri hazır beklerdi. Bir yandan dahili telefon hatlarını bağlayıp kurye zimmetlerini onaylatırken, diğer yandan çekmecedeki paragraf, tarih ve matematik sorularını zihninden çözmeye çalışıyordu.
O akşam, Dolmabahçe Sarayı tekstil koleksiyonu sergisi için Lyon’daki Uluslararası Tekstil Mirası Konseyi’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Kumaş Akreditasyon Dosyası’nın taranması, kodlanması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir dokuma tespiti için Beşiktaş sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Selin’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları titriyordu. Taş binanın ağır kapısını kilitleyip Taksim Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un soğuk gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.